Logo
Almanca Portalı

Bizi Takip Edin

Almanca Fiil Çekimleri

A1'den C2'ye Almanca fiillerin tüm zamanlar ve modlardaki çekimlerini inceleyin. Indikativ, Konjunktiv I/II, Imperativ ve daha fazlası.

375 fiil
Seviye
Fiil Türü
haben
sahip olmakto have
A1Düzensizhaben
sein
olmakto be
A1Düzensizsein
werden
olmak, -ecekto become
A1Düzensizsein
können
-ebilmekcan, to be able to
A1Modal Fiilhaben
müssen
zorunda olmakmust, to have to
A1Modal Fiilhaben
mögen
sevmek, hoşlanmakto like
A2Modal Fiilhaben
wollen
istemekto want
A1Modal Fiilhaben
sollen
yapmalı, -melishould, to be supposed to
A2Modal Fiilhaben
dürfen
izni olmak, -ebilmekmay, to be allowed to
A2Modal Fiilhaben
möchten
istemek (nazik)would like
A1Modal Fiilhaben
essen
yemekto eat
A1Düzensizhaben
lesen
okumakto read
A1Düzensizhaben
sehen
görmekto see
A1Düzensizhaben
sprechen
konuşmakto speak
A1Düzensizhaben
fahren
sürmek, gitmekto drive, to go
A1Düzensizsein
gehen
gitmek, yürümekto go, to walk
A1Düzensizsein
kommen
gelmekto come
A1Düzensizsein
nehmen
almakto take
A1Düzensizhaben
geben
vermekto give
A1Düzensizhaben
schlafen
uyumakto sleep
A1Düzensizhaben
trinken
içmekto drink
A1Düzensizhaben
schreiben
yazmakto write
A1Düzensizhaben
tragen
taşımak, giymekto carry, to wear
A2Düzensizhaben
treffen
buluşmakto meet
A2Düzensizhaben
finden
bulmakto find
A1Düzensizhaben
laufen
koşmak, yürümekto run, to walk
A2Düzensizsein
helfen
yardım etmekto help
A1Düzensizhaben
schwimmen
yüzmekto swim
A2Düzensizsein
singen
şarkı söylemekto sing
A2Düzensizhaben
sitzen
oturmakto sit
A2Düzensizhaben
stehen
ayakta durmakto stand
A1Düzensizhaben
liegen
uzanmak, yatmakto lie (down)
A2Düzensizhaben
fliegen
uçmakto fly
A2Düzensizsein
rufen
çağırmakto call
A2Düzensizhaben
lassen
bırakmakto let, to leave
A2Düzensizhaben
wissen
bilmekto know (fact)
A1Düzensizhaben
heißen
adı olmakto be called
A1Düzensizhaben
bleiben
kalmakto stay
A2Düzensizsein
beginnen
başlamakto begin
A2Düzensizhaben
vergessen
unutmakto forget
A2Düzensizhaben
verstehen
anlamakto understand
A1Düzensizhaben
empfehlen
tavsiye etmekto recommend
B1Düzensizhaben
waschen
yıkamakto wash
A2Düzensizhaben
backen
pişirmek (fırında)to bake
A2Düzensizhaben
denken
düşünmekto think
A2Düzensizhaben
kennen
tanımakto know (person)
A1Düzensizhaben
bringen
getirmekto bring
A1Düzensizhaben
machen
yapmakto make, to do
A1Düzenlihaben
spielen
oynamakto play
A1Düzenlihaben
arbeiten
çalışmakto work
A1Düzenlihaben
hören
duymak, dinlemekto hear, to listen
A1Düzenlihaben
wohnen
oturmak, yaşamakto live (reside)
A1Düzenlihaben
lernen
öğrenmekto learn
A1Düzenlihaben
kaufen
satın almakto buy
A1Düzenlihaben
kochen
pişirmek, yemek yapmakto cook
A1Düzenlihaben
brauchen
ihtiyaç duymakto need
A1Düzenlihaben
tanzen
dans etmekto dance
A2Düzenlihaben
sammeln
toplamak, biriktirmekto collect
A2Düzenlihaben
antworten
cevap vermekto answer
A1Düzenlihaben
malen
resim yapmakto paint
A2Düzenlihaben
putzen
temizlemekto clean
A2Düzenlihaben
rechnen
hesaplamakto calculate
A2Düzenlihaben
reden
konuşmakto talk
A2Düzenlihaben
suchen
aramakto search
A1Düzenlihaben
warten
beklemekto wait
A1Düzenlihaben
lieben
sevmekto love
A2Düzenlihaben
passen
uymakto fit, to suit
A2Düzenlihaben
schauen
bakmakto look
A1Düzenlihaben
lachen
gülmekto laugh
A2Düzenlihaben
leben
yaşamakto live
A1Düzenlihaben
fragen
sormakto ask
A1Düzenlihaben
kosten
mal olmak, fiyatı olmakto cost
A1Düzenlihaben
sagen
söylemekto say
A1Düzenlihaben
legen
koymak, yatırmakto put, to lay
A2Düzenlihaben
feiern
kutlamakto celebrate
A2Düzenlihaben
wandern
yürüyüş yapmakto hike
A2Düzenlisein
zeichnen
çizmekto draw
A2Düzenlihaben
öffnen
açmakto open
A1Düzenlihaben
reisen
seyahat etmekto travel
A2Düzenlisein
schicken
göndermekto send
A2Düzenlihaben
bestellen
sipariş vermekto order
A2Düzenlihaben
bezahlen
ödemekto pay
A2Düzenlihaben
einkaufen
alışveriş yapmakto shop
A1Ayrılabilenhaben
aufwachen
uyanmakto wake up
A2Ayrılabilensein
vorbereiten
hazırlamakto prepare
B1Ayrılabilenhaben
anfangen
başlamakto begin, to start
A2Ayrılabilenhaben
aufstehen
kalkmak, ayağa kalkmakto get up, to stand up
A1Ayrılabilensein
anrufen
telefon etmekto call (phone)
A2Ayrılabilenhaben
anziehen
giymekto put on, to dress
A2Ayrılabilenhaben
fernsehen
televizyon izlemekto watch TV
A2Ayrılabilenhaben
einladen
davet etmekto invite
A2Ayrılabilenhaben
abfahren
hareket etmek, yola çıkmakto depart
A2Ayrılabilensein
ankommen
varmak, ulaşmakto arrive
A2Ayrılabilensein
aussehen
görünmekto look, to appear
A2Ayrılabilenhaben
besuchen
ziyaret etmekto visit
A2Düzenlihaben
bekommen
almak, elde etmekto get, to receive
A2Düzensizhaben
studieren
üniversitede okumakto study (university)
A2Düzenlihaben
gefallen
hoşuna gitmekto please, to like
A2Düzensizhaben
gehören
ait olmakto belong to
A2Düzenlihaben
reiten
ata binmekto ride (horse)
B1Düzensizsein
bedeuten
anlamına gelmekto mean
A2Düzenlihaben
bemerken
fark etmekto notice
B1Düzenlihaben
benutzen
kullanmakto use
A2Düzenlihaben
bilden
oluşturmakto form, to educate
B1Düzenlihaben
diskutieren
tartışmakto discuss
B1Düzenlihaben
drucken
yazdırmakto print
A2Düzenlihaben
duschen
duş almakto shower
A1Düzenlihaben
entschuldigen
özür dilemekto apologize
A1Düzenlihaben
entwickeln
geliştirmekto develop
B1Düzenlihaben
erklären
açıklamakto explain
A2Düzenlihaben
erwarten
beklemek, ummakto expect
B1Düzenlihaben
erzählen
anlatmakto tell, to narrate
A2Düzenlihaben
fehlen
eksik olmak, özlemekto be missing, to miss
A2Düzenlihaben
folgen
takip etmekto follow
A2Düzenlihaben
funktionieren
çalışmak, işlemekto function, to work
A2Düzenlihaben
fühlen
hissetmekto feel
A2Düzenlihaben
führen
yönetmek, götürmekto lead, to guide
B1Düzenlihaben
glauben
inanmakto believe
A2Düzenlihaben
handeln
davranmak, ticaret yapmakto act, to trade
B1Düzenlihaben
hassen
nefret etmekto hate
A2Düzenlihaben
hoffen
ummakto hope
A2Düzenlihaben
interessieren
ilgilendirmekto interest
A2Düzenlihaben
lächeln
gülümsemekto smile
A2Düzenlihaben
meinen
kastetmekto mean, to think
A2Düzenlihaben
parken
park etmekto park
A1Düzenlihaben
passieren
olmak, meydana gelmekto happen
A2Düzenlihaben
planen
planlamakto plan
A2Düzenlihaben
probieren
denemekto try
A2Düzenlihaben
reparieren
tamir etmekto repair
A2Düzenlihaben
schmecken
tadı olmakto taste
A2Düzenlihaben
senden
göndermekto send
A2Düzenlihaben
setzen
oturtmak, koymakto set, to put
A2Düzenlihaben
sparen
biriktirmekto save (money)
A2Düzenlihaben
speichern
kaydetmekto save (digital)
B1Düzenlihaben
stellen
koymak (dikey)to put (upright)
A2Düzenlihaben
tauschen
değiştirmekto exchange
A2Düzenlihaben
telefonieren
telefonlaşmakto phone
A1Düzenlihaben
träumen
hayal etmekto dream
A2Düzenlihaben
verdienen
kazanmak (para)to earn
A2Düzenlihaben
verkaufen
satmakto sell
A2Düzenlihaben
vermissen
özlemekto miss (someone)
A2Düzenlihaben
versuchen
denemekto try, to attempt
A2Düzenlihaben
vertrauen
güvenmekto trust
B1Düzenlihaben
verwenden
kullanmakto use, to apply
B1Düzenlihaben
wundern
şaşırmakto wonder, to be surprised
B1Düzenlihaben
zeigen
göstermekto show
A1Düzenlihaben
zweifeln
şüphe etmekto doubt
B1Düzenlihaben
üben
alıştırma yapmakto practice
A2Düzenlihaben
überqueren
karşıya geçmekto cross
A2Düzenlihaben
wiederholen
tekrarlamakto repeat
A2Düzenlihaben
frühstücken
kahvaltı yapmakto have breakfast
A1Düzenlihaben
spazieren
gezmek, yürümekto stroll
A2Düzenlisein
bieten
sunmakto offer
B1Düzensizhaben
braten
kızartmakto fry, to roast
A2Düzensizhaben
erhalten
almak (resmi)to receive
B1Düzensizhaben
fallen
düşmekto fall
A2Düzensizsein
gelten
geçerli olmakto be valid, to apply
B1Düzensizhaben
gewinnen
kazanmakto win
A2Düzensizhaben
halten
tutmak, durmakto hold, to stop
A2Düzensizhaben
leihen
ödünç vermek/almakto lend, to borrow
A2Düzensizhaben
nennen
adlandırmakto name, to call
A2Düzensizhaben
raten
tavsiye etmek, tahmin etmekto advise, to guess
B1Düzensizhaben
riechen
kokmak, koklamakto smell
A2Düzensizhaben
schaffen
başarmak, yaratmakto manage, to create
A2Düzenlihaben
scheinen
parlamak, görünmekto shine, to seem
A2Düzensizhaben
schließen
kapatmakto close
A2Düzensizhaben
schneiden
kesmekto cut
A2Düzensizhaben
springen
zıplamakto jump
A2Düzensizsein
streiten
kavga etmekto argue, to quarrel
B1Düzensizhaben
tun
yapmakto do
A1Düzensizhaben
verbinden
bağlamakto connect
B1Düzensizhaben
vergleichen
karşılaştırmakto compare
B1Düzensizhaben
verlieren
kaybetmekto lose
A2Düzensizhaben
versprechen
söz vermekto promise
A2Düzensizhaben
verzeihen
affetmekto forgive
B1Düzensizhaben
wiegen
tartmakto weigh
B1Düzensizhaben
ziehen
çekmek, taşınmakto pull, to move
A2Düzensizhaben
rennen
koşmakto run
A2Düzensizsein
erscheinen
görünmek, yayınlanmakto appear, to be published
B1Düzensizsein
empfangen
almak, karşılamakto receive, to welcome
B1Düzensizhaben
erkennen
tanımak, fark etmekto recognize
B1Düzensizhaben
bestehen
geçmek (sınav), oluşmakto pass (exam), to consist
B1Düzensizhaben
betreffen
ilgilendirmekto concern, to affect
B1Düzensizhaben
beschreiben
tasvir etmekto describe
A2Düzensizhaben
entsprechen
uymak, karşılık gelmekto correspond
B1Düzensizhaben
entstehen
oluşmakto arise, to emerge
B1Düzensizsein
erreichen
ulaşmakto reach
A2Düzenlihaben
erinnern
hatırlamakto remember
A2Düzenlihaben
behalten
saklamak, tutmakto keep
B1Düzensizhaben
besichtigen
gezip görmekto visit (sightseeing)
A2Düzenlihaben
vergehen
geçmek (zaman)to pass (time)
B1Düzensizsein
anbieten
teklif etmekto offer
A2Ayrılabilenhaben
ansehen
bakmak, izlemekto look at, to watch
A2Ayrılabilenhaben
aufhören
durmak, bırakmakto stop
A2Ayrılabilenhaben
aufräumen
toplamak, düzenlemekto tidy up
A2Ayrılabilenhaben
ausgeben
harcamakto spend (money)
A2Ayrılabilenhaben
aussteigen
inmek (araçtan)to get off
A2Ayrılabilensein
auswählen
seçmekto choose, to select
A2Ayrılabilenhaben
ausziehen
soyunmak, çıkarmakto undress, to move out
A2Ayrılabilenhaben
einsteigen
binmek (araca)to get on, to board
A2Ayrılabilensein
kennenlernen
tanışmakto get to know
A1Ayrılabilenhaben
mitteilen
bildirmekto inform, to notify
B1Ayrılabilenhaben
teilnehmen
katılmakto participate
A2Ayrılabilenhaben
umsteigen
aktarma yapmakto transfer, to change
A2Ayrılabilensein
vorstellen
tanıtmak, hayal etmekto introduce, to imagine
A2Ayrılabilenhaben
vorschlagen
önermekto suggest
B1Ayrılabilenhaben
abheben
para çekmekto withdraw (money)
B1Ayrılabilenhaben
abbiegen
dönmek, sapmakto turn (direction)
A2Ayrılabilensein
abfliegen
uçakla kalkmakto take off (plane)
A2Ayrılabilensein
anprobieren
denemek (kıyafet)to try on
A2Ayrılabilenhaben
umtauschen
değiştirmek (iade)to exchange (return)
A2Ayrılabilenhaben
überweisen
havale etmekto transfer (money)
B1Düzensizhaben
darstellen
tasvir etmek, canlandırmakto represent, to portray
B1Ayrılabilenhaben
ergeben
sonuç vermekto result in, to yield
B1Düzensizhaben
zahlen
ödemekto pay
A1Düzenlihaben
ordnen
düzenlemekto arrange
A1Düzenlihaben
ergänzen
tamamlamakto complete, to supplement
A1Düzenlihaben
wünschen
dilemekto wish
A1Düzenlihaben
buchstabieren
harf harf söylemekto spell
A1Düzenlihaben
gratulieren
tebrik etmekto congratulate
A1Düzenlihaben
markieren
işaretlemekto mark
A1Düzenlihaben
dauern
sürmekto last, to take (time)
A1Düzenlihaben
erlauben
izin vermekto allow
A1Düzenlihaben
heiraten
evlenmekto marry
A1Düzenlihaben
mieten
kiralamakto rent
A1Düzenlihaben
rauchen
sigara içmekto smoke
A1Düzenlihaben
fotografieren
fotoğraf çekmekto photograph
A1Düzenlihaben
danken
teşekkür etmekto thank
A1Düzenlihaben
reservieren
rezerve etmekto reserve
A1Düzenlihaben
buchen
yer ayırtmakto book
A1Düzenlihaben
grillen
ızgara yapmakto grill, to barbecue
A1Düzenlihaben
kontrollieren
kontrol etmekto control, to check
A1Düzenlihaben
notieren
not etmekto note down
A1Düzenlihaben
organisieren
organize etmekto organize
A1Düzenlihaben
weinen
ağlamakto cry
A1Düzenlihaben
holen
getirmek, almakto fetch, to get
A1Düzenlihaben
landen
iniş yapmakto land
A1Düzenlisein
begrüßen
selamlamakto greet
A1Düzenlihaben
vermieten
kiraya vermekto rent out
A1Düzenlihaben
übernachten
gecelemekto stay overnight
A1Düzenlihaben
aufmachen
açmakto open
A1Ayrılabilenhaben
zumachen
kapamakto close
A1Ayrılabilenhaben
anmachen
açmak (elektronik)to turn on
A1Ayrılabilenhaben
ausmachen
kapamak, söndürmekto turn off
A1Ayrılabilenhaben
einschalten
açmak (şalter)to switch on
A1Ayrılabilenhaben
ausschalten
kapamak (şalter)to switch off
A1Ayrılabilenhaben
einpacken
paketlemekto pack
A1Ayrılabilenhaben
ausfüllen
doldurmakto fill in/out
A1Ayrılabilenhaben
anhalten
durdurmak, durmakto stop
A1Ayrılabilenhaben
umziehen
taşınmakto move (house)
A1Ayrılabilensein
abholen
bir yerden almakto pick up, to collect
A1Ayrılabilenhaben
einschlafen
uyuyakalmakto fall asleep
A1Ayrılabilensein
mitkommen
birlikte gelmekto come along
A1Ayrılabilensein
mitbringen
beraberinde getirmekto bring along
A1Ayrılabilenhaben
mitnehmen
yanına almakto take along
A1Ayrılabilenhaben
vorlesen
sesli okumakto read aloud
A1Ayrılabilenhaben
weggehen
gitmek, ayrılmakto go away, to leave
A1Ayrılabilensein
ausfallen
iptal olmakto be cancelled
A1Ayrılabilensein
mitfahren
birlikte gitmekto ride along
A1Ayrılabilensein
abgeben
teslim etmekto hand in, to submit
A1Ayrılabilenhaben
hinfallen
yere düşmekto fall down
A1Ayrılabilensein
hinfliegen
oraya uçmakto fly there
A1Ayrılabilensein
hingehen
oraya gitmekto go there
A1Ayrılabilensein
abnehmen
zayıflamak, kilo vermekto lose weight
A2Ayrılabilenhaben
abschließen
kilitlemekto lock, to conclude
A1Ayrılabilenhaben
anschauen
bakmakto look at
A1Ayrılabilenhaben
abwaschen
bulaşık yıkamakto wash up, to do dishes
A1Ayrılabilenhaben
hochtragen
yukarı taşımakto carry upstairs
A1Ayrılabilenhaben
unterschreiben
imzalamakto sign
A1Düzensizhaben
erziehen
yetiştirmek, eğitmekto educate, to raise
A2Düzensizhaben
biegen
eğmek, bükmekto bend
A2Düzensizhaben
wehtun
ağrımak, acımakto hurt
A1Ayrılabilenhaben
beantworten
cevaplamakto answer (sth)
A1Düzenlihaben
beeinflussen
etkilemekto influence
B2Düzenlihaben
benachteiligen
mağdur etmekto disadvantage
B2Düzenlihaben
berücksichtigen
dikkate almakto consider, to take into account
B2Düzenlihaben
bewältigen
üstesinden gelmekto cope with, to overcome
B2Düzenlihaben
fördern
desteklemek, teşvik etmekto promote, to support
B2Düzenlihaben
gestalten
şekillendirmek, tasarlamakto design, to shape
B2Düzenlihaben
gewährleisten
garanti etmekto guarantee, to ensure
B2Düzenlihaben
herrschen
hüküm sürmekto rule, to prevail
B2Düzenlihaben
kündigen
feshetmek, istifa etmekto resign, to terminate
B2Düzenlihaben
leisten
başarmak, ifa etmekto achieve, to perform
B2Düzenlihaben
scheitern
başarısız olmakto fail
B2Düzenlisein
schildern
tasvir etmek, anlatmakto describe, to depict
B2Düzenlihaben
steigern
artırmakto increase
B2Düzenlihaben
verhandeln
müzakere etmekto negotiate
B2Düzenlihaben
vermitteln
aracılık etmekto mediate
B2Düzenlihaben
vernachlässigen
ihmal etmekto neglect
B2Düzenlihaben
veröffentlichen
yayınlamakto publish
B2Düzenlihaben
verringern
azaltmakto reduce
B2Düzenlihaben
verursachen
neden olmakto cause
B2Düzenlihaben
verzichten
vazgeçmekto renounce, to give up
B2Düzenlihaben
zögern
tereddüt etmekto hesitate
B2Düzenlihaben
bewerten
değerlendirmekto evaluate, to rate
B2Düzenlihaben
behaupten
iddia etmekto claim, to assert
B2Düzenlihaben
beurteilen
yargılamak, değerlendirmekto judge, to assess
B2Düzenlihaben
betonen
vurgulamakto emphasize
B2Düzenlihaben
ermöglichen
mümkün kılmakto enable, to make possible
B2Düzenlihaben
warnen
uyarmakto warn
B2Düzenlihaben
bedauern
pişman olmak, üzülmekto regret
B2Düzenlihaben
befürchten
endişe etmekto fear
B2Düzenlihaben
beklagen
şikayet etmekto complain
B2Düzenlihaben
beobachten
gözlemlemekto observe
B2Düzenlihaben
überzeugen
ikna etmekto convince
B2Düzenlihaben
untersuchen
incelemek, muayene etmekto examine, to investigate
B2Düzenlihaben
unterstützen
desteklemekto support
B2Düzenlihaben
überprüfen
kontrol etmek, denetlemekto verify, to check
B2Düzenlihaben
verbreiten
yaymakto spread
B2Düzenlihaben
verfügen
sahip olmak, tasarruf etmekto have at one's disposal
B2Düzenlihaben
verfolgen
takip etmek, izlemekto pursue, to follow
B2Düzenlihaben
verhindern
engellemek, önlemekto prevent
B2Düzenlihaben
verändern
değiştirmekto change, to alter
B2Düzenlihaben
verpflichten
yükümlü kılmakto obligate
B2Düzenlihaben
vermeiden
kaçınmakto avoid
B2Düzensizhaben
unterscheiden
ayırt etmekto distinguish
B2Düzensizhaben
übertreiben
abartmakto exaggerate
B2Düzensizhaben
unterbrechen
kesmek, ara vermekto interrupt
B2Düzensizhaben
betragen
tutmak (miktar)to amount to
B2Düzensizhaben
gestehen
itiraf etmekto confess
B2Düzensizhaben
bewerben
başvurmakto apply (for a job)
B2Düzensizhaben
zwingen
zorlamakto force
B2Düzensizhaben
einschätzen
değerlendirmekto assess, to estimate
B2Ayrılabilenhaben
voraussetzen
ön koşul olarak kabul etmekto presuppose
B2Ayrılabilenhaben
anpassen
uyarlamak, adapte etmekto adapt, to adjust
B2Ayrılabilenhaben
durchsetzen
uygulamak, kabul ettirmekto enforce, to push through
B2Ayrılabilenhaben
ausdrücken
ifade etmekto express
B2Ayrılabilenhaben
herausfinden
bulmak, ortaya çıkarmakto find out
B2Ayrılabilenhaben
zunehmen
artmak, kilo almakto increase, to gain weight
B2Ayrılabilenhaben
aufgeben
vazgeçmek, teslim etmekto give up
B2Ayrılabilenhaben
abschaffen
kaldırmak, lağvetmekto abolish
C1Ayrılabilenhaben
anregen
teşvik etmek, canlandırmakto stimulate, to inspire
C1Ayrılabilenhaben
ausnutzen
sömürmek, istismar etmekto exploit
C1Ayrılabilenhaben
beanspruchen
talep etmek, hak iddia etmekto claim, to demand
C1Düzenlihaben
beeinträchtigen
olumsuz etkilemekto impair, to affect negatively
C1Düzenlihaben
behindern
engellemekto hinder, to obstruct
C1Düzenlihaben
einschränken
kısıtlamak, sınırlamakto restrict, to limit
C1Ayrılabilenhaben
erstatten
geri ödemek, rapor etmekto reimburse, to report
C1Düzenlihaben
erwirtschaften
kazanmak (kâr)to generate (profit)
C1Düzenlihaben
festlegen
belirlemek, saptamakto determine, to set
C1Ayrılabilenhaben
hinterfragen
sorgulamakto question, to scrutinize
C1Düzenlihaben
legitimieren
meşrulaştırmakto legitimize
C1Düzenlihaben
manipulieren
manipüle etmekto manipulate
C1Düzenlihaben
prägen
şekillendirmek, damgalamakto shape, to coin
C1Düzenlihaben
privilegieren
ayrıcalık tanımakto privilege
C1Düzenlihaben
regulieren
düzenlemekto regulate
C1Düzenlihaben
relativieren
göreceli kılmakto relativize
C1Düzenlihaben
thematisieren
konulaştırmak, gündeme getirmekto address (a topic)
C1Düzenlihaben
verdrängen
bastırmak, yerinden etmekto displace, to repress
C1Düzenlihaben
verschärfen
sertleştirmek, ağırlaştırmakto tighten, to aggravate
C1Düzenlihaben
beitragen
katkıda bulunmakto contribute
C1Ayrılabilenhaben
aufnehmen
kabul etmek, kaydetmekto receive, to record
C1Ayrılabilenhaben
nahelegen
önermek, ima etmekto suggest, to imply
C1Ayrılabilenhaben
widersprechen
itiraz etmek, çelişmekto contradict
C1Düzensizhaben
hervorheben
vurgulamak, öne çıkarmakto highlight, to emphasize
C1Ayrılabilenhaben
nachweisen
kanıtlamak, ispatlamakto prove, to demonstrate
C1Ayrılabilenhaben
übernehmen
üstlenmek, devralmakto take over, to assume
C1Düzensizhaben
einnehmen
almak (ilaç), işgal etmekto take (medicine), to occupy
C1Ayrılabilenhaben
eingreifen
müdahale etmekto intervene
C1Ayrılabilenhaben
zurückweisen
reddetmek, geri çevirmekto reject, to refuse
C1Ayrılabilenhaben
abwägen
tartmak (düşünce)to weigh up, to consider
C2Ayrılabilenhaben
anverwandeln
kendine mal etmekto assimilate
C2Ayrılabilenhaben
bezwecken
amaçlamakto aim at, to intend
C2Düzenlihaben
diskreditieren
itibarsızlaştırmakto discredit
C2Düzenlihaben
entmündigen
vesayet altına almakto incapacitate
C2Düzenlihaben
erörtern
irdelemek, tartışmakto discuss in detail
C2Düzenlihaben
instrumentalisieren
araçsallaştırmakto instrumentalize
C2Düzenlihaben
konterkarieren
baltalamak, boşa çıkarmakto counteract
C2Düzenlihaben
suggerieren
telkin etmekto suggest, to imply
C2Düzenlihaben
untermauern
desteklemek, temellendirmekto underpin, to substantiate
C2Düzenlihaben
verinnerlichen
içselleştirmekto internalize
C2Düzenlihaben
zersetzen
çözündürmek, yıkmakto decompose, to corrode
C2Düzenlihaben
zuspitzen
sivrilmek, tırmandırmakto escalate, to come to a head
C2Ayrılabilenhaben
vorwegnehmen
önceden almak, öngörmekto anticipate
C2Ayrılabilenhaben
hintergehen
aldatmak, ihanet etmekto deceive
C2Düzensizhaben

Almanca Fiil Türleri

Almanca fiiller çekim özelliklerine göre farklı kategorilere ayrılır. Her kategorinin kendine özgü kuralları vardır.

Düzenli Fiiller (Regelmäßige Verben)

Düzenli fiillerde kök değişmez, sadece sonuna kişi ekleri gelir. Präteritum'da -te, Partizip II'de ge-...-t kalıbı kullanılır. Örnek: machen → machte → gemacht. Listemizdeki 187 fiil bu kategoridedir.

Düzensiz Fiiller (Unregelmäßige Verben)

Düzensiz fiillerde kök sesli harfi zamanlar arasında değişir (Ablaut). Partizip II'de genellikle ge-...-en kalıbı kullanılır. Örnek: sprechen → sprach → gesprochen. Listemizdeki 94 fiil düzensizdir.

Ayrılabilen Fiiller (Trennbare Verben)

ab-, an-, auf-, aus-, ein- gibi ön ekler alan fiillerdir. Çekimlendiğinde ön ek cümle sonuna gider. Partizip II'de -ge- eki ön ek ile kök arasına yerleşir. Örnek: aufstehen → ich stehe auf → aufgestanden. Listemizdeki 87 fiil ayrılabilen fiildir.

Modal Fiiller (Modalverben)

können, müssen, dürfen, wollen, sollen, mögen — bu 6 fiil yetenek, zorunluluk, izin ve istek ifade eder. Cümlede ikinci fiil mastar (Infinitiv) halinde sona gelir. Imperativ formları yoktur. Listemizdeki 7 fiil modal fiildir.

Seviyeye Göre Almanca Fiiller

Avrupa Dil Portfolyosu (GER) seviyelerine göre sınıflandırılmış fiillerimizi keşfedin.

A1Seviyesi Fiiller(111)

Başlangıç seviyesi. Temel iletişim için gereken en sık kullanılan fiiller: sein, haben, gehen, kommen, machen gibi günlük yaşamın yapı taşları. Örnek: haben, sein, werden, können, müssen...

A2Seviyesi Fiiller(123)

Temel seviye. Günlük rutinler, alışveriş, seyahat ve basit sosyal etkileşimler için gereken fiiller. Örnek: mögen, sollen, dürfen, tragen, treffen...

B1Seviyesi Fiiller(39)

Orta seviye. İş hayatı, eğitim ve daha karmaşık sosyal durumlar için gereken fiiller. Soyut kavramları ifade edebilme. Örnek: empfehlen, vorbereiten, reiten, bemerken, bilden...

B2Seviyesi Fiiller(57)

Orta üstü seviye. Akademik, profesyonel ve politik konularda tartışma yapabilmek için gereken ileri düzey fiiller. Örnek: beeinflussen, benachteiligen, berücksichtigen, bewältigen, fördern...

C1Seviyesi Fiiller(30)

İleri seviye. Nüanslı ifade, eleştirel düşünce ve karmaşık argümanlar için gereken fiiller. Örnek: abschaffen, anregen, ausnutzen, beanspruchen, beeinträchtigen...

C2Seviyesi Fiiller(15)

Ustalık seviyesi. Akademik yazım, edebi analiz ve en ince anlam farklarını ifade edebilmek için gereken fiiller. Örnek: abwägen, anverwandeln, bezwecken, diskreditieren, entmündigen...

Sıkça Sorulan Sorular

Almanca fiil çekimi nasıl yapılır?

Almanca fiil çekimi, fiilin kök harflerine özneye göre (ich, du, er/sie/es, wir, ihr, sie/Sie) farklı ekler getirilerek yapılır. Düzenli fiillerde kök değişmezken, düzensiz fiillerde kök sesli harfi değişebilir. Örneğin düzenli "machen" fiili ich mache, du machst şeklinde çekilirken, düzensiz "sprechen" fiili ich spreche, du sprichst şeklinde kök değişikliği gösterir.

Almancada kaç tane fiil zamanı vardır?

Almancada Indikativ (bildirme kipi) modunda 6 zaman vardır: Präsens (şimdiki/geniş zaman), Präteritum (hikâye geçmiş), Perfekt (bitmiş geçmiş), Plusquamperfekt (önceki geçmiş), Futur I (gelecek zaman) ve Futur II (bitmiş gelecek). Bunlara ek olarak Konjunktiv I (dolaylı anlatım), Konjunktiv II (dilek-şart kipi) ve Imperativ (emir kipi) modları bulunur.

Düzenli ve düzensiz fiil farkı nedir?

Düzenli (regelmäßig) fiillerde kök hiç değişmez — sadece sonuna kişi ekleri ve zaman ekleri gelir (machen → machte → gemacht). Düzensiz (unregelmäßig) fiillerde ise kök sesli harfi zamanlar arasında değişir (sprechen → sprach → gesprochen). Düzensiz fiilleri ezberlemek gerekir çünkü değişim kalıpları tahmin edilemez.

Ayrılabilen fiiller (trennbare Verben) nedir?

Ayrılabilenfiiller ab-, an-, auf-, aus-, ein-, mit-, vor-, zu- gibi ön ekler alan fiillerdir. Ana cümlede çekimlendiğinde ön ek ayrılıp cümle sonuna gider: "Ich stehe um 7 Uhr auf." Partizip II'de -ge- eki ön ek ile kök arasına yerleşir: aufgestanden. Yan cümlede ise fiil birleşik kalır: "...weil ich um 7 Uhr aufstehe."

Haben mi sein mi? Perfekt'te hangi yardımcı fiil kullanılır?

Çoğu fiil Perfekt'te "haben" yardımcı fiilini alır. "Sein" ise hareket bildiren (gehen, kommen, fahren) ve durum değişikliği ifade eden (werden, einschlafen, aufwachen) fiillerle kullanılır. Ayrıca sein ve bleiben fiilleri de "sein" ile Perfekt yapar. Listemizdeki her fiilin yardımcı fiili belirtilmiştir.

Almancada en çok kullanılan fiiller hangileridir?

Günlük konuşmanın %80'ini oluşturan temel fiiller: sein (olmak), haben (sahip olmak), werden (olmak), können (yapabilmek), müssen (zorunda olmak), machen (yapmak), gehen (gitmek), kommen (gelmek), sehen (görmek), sprechen (konuşmak), essen (yemek yemek) ve trinken (içmek). Bu fiillerin çoğu düzensizdir ve A1 seviyesinde öğrenilir.